Anasayfa arrow İmam Hatip Tarihi  
Pazar, 20 Mayıs 2012
Linkler
Elektronik Kuran
Derneğimiz
İmam Hatip Tarihi
Derneğimiz
Okulumuz
Ziyaretçi Defteri
Videolarımız
Resim Galerimiz
İdarecilerimiz
Öğretmenler
Basında Taimder
Mezun
Hedeflerimiz
Ana Menü
Anasayfa
Haberler
İletişim
Arama
Yönetici

Davet Et
 10 Mesaj Kaldı
Dostlarınız
Beni Haberdar Et






İMAM HATİPLERİN TARİHİ PDF Yazdır e-Posta
Yazan Administrator   
Salı, 10 Mart 2009
 İMAM HATİPLERİN SERENCAMI

İbn-i Sinalar çıkacak

İmam-Hatip Liseleri´nin çekirdeğini oluşturan okullardan Daru´l-Hilafe´yi ziyaret eden Atatürk, "Memnuniyetle görüyorum ki eğitim ve öğretim cidden dinî hakikat içerisindedir. İnşallah aranızdan Farabiler, İbn-i Sinalar çıkacak" demişti.

İMAM HATİPLERİN SERENCAMI

İbn-i Sinalar çıkacak

İmam-Hatip Liseleri´nin çekirdeğini oluşturan okullardan Daru´l-Hilafe´yi ziyaret eden Atatürk, "Memnuniyetle görüyorum ki eğitim ve öğretim cidden dinî hakikat içerisindedir. İnşallah aranızdan Farabiler, İbn-i Sinalar çıkacak" demişti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Birinci İcra Vekilleri Heyeti´nce hazırlanan ve Başbakan Mareşal Fevzi Çakmak ile TBBM Reisi Mustafa Kemal´in imzasını taşıyan Medaris-i İlmiyye Nizamnamesi´nin en önemli yanı, okulların müfredat programlarını dini ve müspet bilimlerin kaynaştığı bir şekilde düzenlemesiydi. Diğer bir deyişle, henüz "İmam Hatip" ismi geçmese de okulların müfredatı, bugün de İmam Hatip Liseleri´nde okutulan müfredatın benzeri bir şekilde düzenlenmişti.

Atatürk´ün bu nizamnamenin uygulandığı okullardan biri olan Konya´daki Darul Hilafe Medresesi´ni 22 Mart 1923 tarihindeki ziyaretinde söylediği sözler ise oldukça dikkat çekici nitelikte. Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki´nin hatıraları ve dönemin gazetelerine yansıyanlar, bugün İHL mezunlarını sadece imam ya da müftü olmaya zorlayanların gerekçelerini de çürütüyor. Çünkü bugün Matematik, Fizik, Kimya´nın yanında Kur´an-ı Kerim, Arapça, Hadis gibi dersleri gören İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin sadece imam ya da müftü olmak zorunda bırakılmasına karşılık, Atatürk´ün hem dini hem de fen ve sosyal bilimleri aynı anda öğrenen öğrencilerin okuduğu okulu denetledikten sonra söylediği sözler tarihe çok çarpıcı bir kayıt olarak düşülüyor. Atatürk´ün sözleri, 1950´li yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı yapan, Ahmet Hamdi Akseki´nin Din Eğitimi´ne ilişkin hazırladığı rapora ve 23 Mart 1923 tarih, 771 sayılı Hakimiyet-i Milliye Gazetesi´ne "Gazi Darülhilafe Medresesi´nde" başlığıyla şöyle yansımıştı: "Beraberindeki heyetle birlikte okula gelen Mustafa Kemal, teftiş ve mektebin eğitim programı ile öğrenci sayısı hakkında sorular yönelterek okul hakkında geniş çaplı bilgi aldılar. Sınıfın birinde Aksekili Ahmet Efendi´nin "Dinî Dersler" isimli eserinden o günün dersi olan "Kur´ân-ı Kerim´e göre devletin kurulu olduğu esas ikidir. Birincisi adalet ikincisi emaneti ehline vermek." şeklinde ve devamındaki cümlelerden oluşan parçadan oldukça memnun oldular."

İmam-Hatip mektepleri açılıyor

Mustafa Kemal, öğrencilerin en çağdaş ideallerle yetiştiğini görerek memnun oluyor ve medreseden ayrılırken şöyle diyor: "Memnuniyetle görüyorum ki eğitim ve öğretim cidden dini hakikat içerisindedir. İnşallah memleketimizi, milletimizi ihya edecek çağdaş ve gerçek bilim adamları -faziletli öğretmenlerimiz sayesinde-siz olacaksınız. Kıymetli ve gerçek alimlerimizin mevkileri yüksektir. Alimlerimizin, bilim ve irfan erbabının yardım ve irşatlarıyla inşallah İbn-i Rüşd´ler, İbn-i Sina´lar, Farabi´ler, milletimizin içinden çıkarak bu asrın ihtiyaçlarıyla donanmış olarak dini hakikatleri ihya edeceklerdir. Ahmed Hamdi Efendi´yi tebrik ve kendilerine teşekkür ederim. Gördüklerimden memleketin geleceği için memnunum."

Türkiye Büyük Millet Meclisi´nce açılarak sayıları 465´i bulan ve hem fen bilimleri, hem de dini bilimlerin bir arada verildiği bu ilk Cumhuriyet okulları, 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu´nun kabul edilmesinden bir hafta sonra, dönemin Eğitim Bakanı Vasıf Çınar´ın bir emri ile kapatıldı. Yeni kanunla birlikte ilk kez "imam hatip" ismi de kullanılmaya başladı. Yeni kanun üniversite bünyesinde bir İlahiyat şubesi açılmasını ve din adamı yetiştirmek üzere "İmam Hatip Mektepleri" açılmasını öngörüyordu. Din eğitiminin "İmam Hatip Mektepleri" indirgenmesinin sebebi ise Tevhidi Tedrisat´ın çıkarılmasında pay sahibi olan isimler tarafından oldukça çarpıcı bir şekilde, kanunun çıkarılmasından yaklaşık 25 yıl sonra dile getirilecekti. İmam Hatip Mektepleri´ne ilkokullardan mezun en az 12 ve en çok 15 yaşında bulunanlar alınacaktı. Bu okullarda okutulacak dersler de yine Medarisi İlmiyye Nizamnamesi´ne paralel bir şekilde düzenlenmişti. Bu derslerden bazıları şöyleydi: Kur´ân-ı Kerîm, Tefsir, Hadis, İlm-i Tevhid, Coğrafya, Hesap, Matematik, Hayvanat, Nebatat, Din Dersleri, Ruhiyat, Ahlâk, Türkçe, Fizik ve Kimya, Malumat-ı Hıfzısıhha, Yazı, Beden Eğitimi , Türk Edebiyatı, Hitabet, Arabça ve Tarih.

İmam Hatip Mektepleri bir bir kapatıldı

İmam Hatip Mektepleri, 4 yıllık bir okul olarak planlanmıştı. Ancak, Birinci Meclis tarafından kurulan ve Türkiye´nin ilk ortaöğretim kurumları sayılabilecek ve sayıları 500´e yaklaşan medreselerin kapatılmasına karşılık, sadece 29 yerde İmam Hatip Mektebi açıldı. Bu sayı ise her yıl biraz daha kırpılarak iki yıl içinde 20´ye, 1926-1927 yılında ise Kütahya, İstanbul dışındaki okullar kapatılarak 2´ye kadar düşürüldü. 1931-1932 ders yılında ise bunlar da kapatılarak, İmam-Hatip Mektepleri tamamen kapatıldı. Bu sonuçla bugün de halen geçerli olan ve İmam Hatip Mektepleri açılmasını zorunlu kılan Tevhidi Tedrisat Kanunu´na rağmen, uygulama din derslerinin ve dini mekteplerin kapatılması olarak şekillendi.

İnönü: "Gerçek Müslümanlık sayemizde tecelli edecek!"

Bu mekteplerin kapatılma gerekçesi öğrenci ilgisinin azlığı olarak gösterilse de ve bu iddia bir yönüyle doğruysa da, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Halis Ayhan, "Türkiye´de Din Eğitimi" isimli kitabında asıl gerekçenin "Mektebin lise kısmının açılmayışı, yalnız dört yıllık bir orta mektep seviyesinde kalmış olması, mezunlarının istihdam alanlarının olamayışı ve bu mektepleri bitirip imam olanlara verilen maaşların komik düzeyde kalması" olduğunu söylüyor. Yine bilim adamları, harf inkılabı ve laikliğin tesisi için yapılan uygulamaları da mekteplere ilgisizliğin sebepleri arasında gösteriyor. Çünkü aynı müfredata sahip medreselerin sayısının üç yıl içinde 500´e yaklaşması halkın ilgisizliği olmadığının kanıtıydı.

Başbakan İsmet İnönü, kanunun yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra yani Mayıs 1925´te yaptığı bir konuşmada "Tevhid-i Tedrisat´ın bazılarınca yanlış anlaşılıp kabul gördüğünü gördük, bu işin müteşebbisleriyle takip edenlerinin elbette tek nazarda dinsizlik ithamına maruz kalacakları tabiî idi. On sene sonra bütün dünya ve şimdi bize itiraz edenler muarız olanlar, yahut tuttuğumuz yoldan din namına endişe edenler göreceklerdir ki; Müslümanlığın asıl temiz, en saf, en hakiki şekli bizde tecelli eylemiştir. " Ancak Başbakan İnönü´nün "10 yıl sonra görelim" dediği manzara ise bizzat CHP milletvekillerinin bile isyan edeceği bir dinden soyutlanma manzarasıydı. Çünkü kanunla, İmam Hatip Mektepleri´nin kapatılması bir yana, din dersleri de öğretim kurumlarının programından çıkarılarak, Tevhidi Tedrisat uygulaması kanunun açık hükümlerine rağmen din öğretimini yasaklamak şeklinde uygulamaya konulmuştu. 1946 yılına gelinceye kadar, bu konularda araştırma, yazma ve tartışmalara büyük ölçüde yasaklar getirilmişti.

´Bizi Hıristiyan yapın´ feryadı CHP´lileri bile ayağa kaldırdı

Henüz lise kısmı bile olmayan İmam Hatip okullarına sadece dinlerini öğrenmek için kayıt yaptırıp, bin bir fedakârlıkla okuyan ilk mezunlar, bugün birer ´profesör ve din otoritesi´ olarak Türkiye´ye hizmet ediyor.

Prof. Dr. Hayreddin Karaman, Prof. Dr. Saim Yeprem, Prof. Dr. İsmail Karaçam, Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, eski Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç, eski İstanbul Müftüsü Selahattin Kaya... ve 1951´den bugüne kadar İlahiyat sahasında hizmet veren onlarca kaliteli isim... Onlar, İmam Hatip Okulları´nın ilk öğrencileri ve mezunları olmanın hem bahtiyarlığını, hem de zorluğunu yaşadılar. İstanbul´da Celalettin Ökten, diğer illerde onun gibi bir çok manevi kahramanın "Siz Türkiye´ye lazımsınız" diyerek yetiştirdiği ilk mezunlarla bugünün birer "otoriteleri" olarak ilk İHL´leri konuştuk.

Lise kısmı bile açılmamıştı

İstanbul´da uzun yıllar İl Müftülüğü yapan Selahattin Kaya, 1951´de açılan imam hatip okullarının ilk birkaç öğrencisinden biriydi. Kaya, İHO´na hangi şartlarda ve niçin kayıt yaptırdığını şöyle anlatı: "Biz de bu okullara ne gibi haklar verileceğini bilmeden gittik. Çünkü dini eğitim almak istiyorduk ve başka çaremiz yoktu. Bir de tahsil belgemiz olursa iyi olur diye düşündük. Tabi bu belgeyi alıncaya kadar epeyce zahmet çektik. Örneğin okula kayıt yaptırdıktan sonra paso alacağımız zaman, burası "kurs mu okul mu" diyerek zorluk çıkarıyorlardı. Okula gidip gelirken insanlar "Cenaze yıkayıcısı mı olacaksınız?"şeklinde müstehzi sorular soruyordu. Bir çok aile çocuklarını bu yüzden göndermedi. Biz kayıt yaptırdığımızda henüz bu okulların lise kısmı yoktu, ancak açılmasını ümit ediyorduk. Sonunda lise kısmı açıldı, bu kez üniversiteye giremeyeceğimizi söylediler. Ben Arapça´ya meraklı olduğum için Arap Dili Bölümü´nde okumak istiyordum. Buraya girebilmek için liselerin fark derslerini vererek ikinci bir lise mezunu oldum. Bu şekilde istediğim bölümde okuyabildim.

Sadece 7 ilde açılmasına izin verildiği için, Anadolu´dan gelen arkadaşlarımız da oldu. Onlar da genelde fakir ailelerin çocuklarıydı. Bir çoğu cami köşelerinde, camilerin kömürlüklerinde zor şartlar altında tahsil hayatlarını devam ettirdiler. Bizi bu şartlarda okumaya motive eden şey ise başta Celalettin Ökten hocamız olmak üzere diğer hocalarımızın azmiydi. Hocalarımızın kalitesi de önemliydi. Bir Zekai Konrapa, bir Ali Rıza Salman, bir Hüsrev Hoca gerçekten iyi yetişmiş insanlardı. Hemen hepsi rahmetli oldu. Son devrin alimleriydi onlar. Sonuçta bu okulların Türk halkının İslam´ı hurafelerden arındırılmış olarak öğrenmesinde önemli katkısı oldu. Bizim dinimizin en büyük düşmanı cehalettir. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı´nda 80 binden fazla görevli var. Bunların neredeyse tamamı İHL mezunudur. Eğer İHL´ler olmasaydı bu ihtiyaç nereden karşılanacaktı?

Benimle alay eden hocamın oğlu İmam Hatip´te öğrencim oldu

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Topaloğlu 1958 İstanbul İHO mezunu. Bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi olan Prof. Dr. Mustafa Saim Yeprem, Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Karaçam ise Topaloğlu´nun dönem arkadaşlarından bir kaçı. Bu isimler, aynı zamanda Türkiye´ye ´İslam Ansiklopedisi´ gibi bir hazineyi kazandıran kurulun belkemiğini oluşturan isimler. Prof. Dr. Topaloğlu ise 1950´lerde İmam Hatip´li olmayı şöyle anlattı:

"Devlet eliyle açılan bu okullara insanlar tereddütle bakıyorlardı. Çünkü uzun yıllar din eğitimi verilmezken bir anda imam hatip kursu ve ardından da imam hatip okulu açılmıştı. Büyüklerimiz de acaba bu okulda eğitim dine uygun bir şekilde olur mu diye düşünüyordu. Ancak bu tutum çok sürmedi. Halkımızın birinci dünya savaşından itibaren hem ekonomik açıdan, hem din özgürlüğü açısından çektiği büyük ıstıraplar vardı. Biz çocuktuk fazla farkında değildik. Ancak cenazeler kaldırılamıyordu, halkın büyük isteği vardı ve inanacağı emin olacağı bir kurum aranıyordu. Hafızlık müessesesi, Karadeniz bölgesinde gizliden gizliye de olsa devam ediyordu. Ancak bu kadar. Biz de tam bu ortamda, yangından, susuzluktan kurtulmaya çalışan insanlar gibiydik. İmam Hatip Okulları da bir nevi susuzluğumuzu giderdi.

İmam Hatip Lisesi´nin öğretmenleri çeşitli mesleklerden, pek dinle ilişkisi olmayan insanlardı. Bizden üst sınıftaki öğrencilere "Çocuklar siz zekisiniz, terbiyelisiniz, ama bu okula gelmekle kendinize yazık ettiniz çünkü bu okulun lisesi açılmaz" derlermiş. Ancak bizdeki inanç hiçbir zaman sarsılmadı. Sonuçta lise kısmı açıldı. Ardından İlahiyat Fakültesi kapılarını bizlere açtı. Biz de öğretmen olarak tekrar İmam Hatip´lere döndük. Bu sırada çok enteresandır. Beni İHL´den vazgeçirmek isteyen hocalarımdan birisinin oğlu benim İstanbul İmam Hatip Okulu´nda öğrencim oldu.

Hayırseverler okullara sahip çıktı

Maddi imkansızlık İmam Hatip Okulları´nın önünde bir engeldi. Celalettin Ökten Hoca´nın oğlu Prof. Saadettin Ökten, işte bu sırada imdada İlim Yayma Cemiyeti´nin yetiştiğini anlatıyor. Prof. Dr. Ökten "İlim Yayma Cemiyeti o zamanki kadrosuyla moral ve finans bakımından bu işleri üstlendi. İmam-Hatip okullarını maddeten, bana göre daha önemlisi mânen destekledi" diyor. Ökten´in dediği gibi, İstanbul Sirkeci´de bir araya gelen 68 mümtaz hayırsever ve vatanperver insan, millî ve mânevî değerlerimizi ihyâ ederek geleceğe taşımak, ilim ve irfan çalışmalarını destekleyerek yaygınlaştırmak için 11 Ekim 1951 tarihinde İlim Yayma Cemiyeti´ni kurmuştu. Cemiyetin ilk yönetim kurulu ise Başkan Avukat Seniyüddin Başak, Vehbi Bilimler, Nazif Çelebi, Cemalettin Tunç, Avukat Yusuf Türel, Hamid Çağıl, ve Mazhar Sündüs´ten oluşuyordu.

İmam Hatipleri sahiplenen ruh!

Tarih 3 Ocak 1952. İlim Yayma Cemiyeti´nin "5" Numaralı Kararı. İdare Heyeti, Reis, Seniyüddin başkanlığında Nazif Çelebi, Yusuf Türel, Mazhar Sündüs, Hamit Çağıl, Cemalettin Tunç´un huzuru ile toplandı. Pek fakir ve muhtaç oldukları anlaşılan imam hatip mektebi talebelerinin üzerlerindeki elbiselerinin çok eski ve yırtık olduğu görülmüş, talebelik şerefine sığmayan bu halin önlenmesi için, birer kat elbise yaptırılması kararlaştırılarak, kumaşları Ömer Avniyol, Hulusi Topbaş, firması temin edeceğini vaat etmekte, diktirilmesi için Nazif Çelebi´ye selahiyet verilmesine, dikiş ve levazım ücretinin cemiyetimiz tarafından ödenmesine karar verildi.

İMAM HATİP´İN AĞABEYİYDİM

Prof. Dr. Hayreddin Karaman Türkiye´nin "İslam fıkhı" konusundaki parmakla gösterilir birkaç isminden biri. Konya İmam Hatip Okulu´ndan mezun olan Karaman tebessüm ettiren anılarıyla ilk yılları anlattı.

Benim ortaöğretim yaşımda İmam Hatip Okulları yoktu, ancak bu okulların açıldığını duyunca, askere gitmeden tahsilimi yapayım diye hemen Konya´ya giderek okula kaydımı -yaş sebebiyle uzun bir mücadeleden sonra- yaptırdım. Bir yanda vazife, bir yanda okul, bir yanda özel tahsil ve üstüne üslük gelirin yetmezliği katmerli zorluklar idi. Bir de bu okulların geleceğinin belirsiz olması durumu vardı. İmam Hatip mezunlarını hiçbir fakülte ve yüksek okul kabul etmiyordu, ufukta gözüken vazife, okulu bitirir bitirmez köy imamlığı idi. Benim okuduğum yıllarda İmam Hatip Okulunun orta kısmı dört, lise kısmı üç yıl idi, orta kısmı bitirdiğim zaman gerçek yaşım yirmi iki olmuştu ve üç yıldan beri nişanlı idim, lise birde evlendim, okulu bitirinceye kadar iki de çocuğumuz oldu. Geçinebilmek için bir camide cemaatin verdiği maaşla imamlık yapıyor, sabah namazından sonra acele ile kahvaltı yapıp bisikletime atlayarak okula gidiyordum. Dışımızdaki kesim, bize hep şüpheli baktılar; pek azı bizim dinde reform yapacağımızı umuyor ve bekliyorlardı, çoğu ise "Bunlar irticaı hortlatacaklar, bu okullar kapatılmalı, öğrencileri köylere imam olmalı, başka (yüksek) tahsil yapmalarına imkan verilmemeli" diyorlardı.

Hoca beni müfettiş sandı

Okula ilk gittiğim gün -yaş küçültmekle uğraştığım için bir ay kadar gecikmiştim- ders saati idi, boyum posum oldukça gelişmiş olduğundan kapıyı çalıp içeri girince öğrenciler rap diye ayağa kalktı. Hocamız Abdullah Efendi de kalkmaya yöneldi, ben anlık bir tereddütten sonra en hızlı tanınma alameti olarak hocanın elini öpmeye yöneldim, bu sebeple hoca benim talebe olduğumu hemen anladı. Benim gibi okula yaşlı girenler vardı, ben "ağabey" konumunda idim, gerektiğinde sözüm birçok hocadan ve idarecilerden daha fazla etkili olurdu.

İmam Hatip Mektepleri´nin kapatılması kanunsuzluktu

Tek Parti döneminin son Millî Eğitim Bakanı olan Tahsin Banguoğlu, 3 Ocak 1949 tarihinde, Meclis oturumunda yaptığı konuşmada ve daha sonra yazdıklarında İmam Hatip kurslarının açılmasını şöyle anlatıyordu: "Aslında İmam Hatip Mekteplerinin kapatılması bir kanunsuzluk olmuştur. İmam-Hatip Kurslarını 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu´nun emredici hükmüne dayanarak açacaktık. İhtiyaç o kadar acildi ki ilk sınıf mezunlarına da bir ehliyet verip onları imam yapmayı düşündük. İmam Hatip Kurslarını önce 10 il merkezinde açabiliyorduk, çünkü ehliyetli hoca bulabilme güçlüğümüz vardı. Hatırlarım, İstanbul´daki İmam-Hatip Kursu´nu teftişe gittiğimde onu Etyemez´ de bir eski sıbyan mektebi binasında açılmış buldum. Kürsüde benim liseden hocam Celal Ökten vardı. Bana yerini vermek istedi. Hocam, ben gene sizin talebenizim, dedim, bir sıraya oturdum. Hoca da yerine oturdu, ama ağlıyordu. Benim de gözlerim yaşlıydı..."

Fişlenme korkusu vardı

CHP yönetiminin halkın dini ihtiyaçlarına daha fazla dayanamayarak pes ettiğinin ipuçlarını veren Banguoğlu´nun bu sözleri şöyle devam ediyor: "Uzun bir kapalı rejim devri sonunda dinî eğitim sahasında meydana gelen bu ilk gelişme o devir tarihimizde bir ilk revizyondu. Bu çok dikenli yolda benim bir hizmetim olabildiyse Allah kabul etsin" Celal Hoca´nın oğlu Prof. Dr. Sadettin Ökten ise o dönemi şöyle anlatıyor: "Bu kursa katılan öğrenciler hem ileri yaşlardaydı , hem de baskıcı rejimden ürküyorlardı. Ayrıca bu kurslara devam edenlerin fişleneceği korkusu nedeniyle kimse gitmeye cesaret edemiyordu."

İmam Hatip Okulları açılıyor

İmam-Hatip Kurslarının, ülkenin din görevlisi ihtiyacını nitelik ve nicelik itibariyle karşılamayacağı, açıldığı günlerden beri bilinmekteydi. 14 Mayıs 1950 seçimleri sonucu iş başına gelen Demokrat Parti iktidarı tarafından, halkın din ve maneviyat alanındaki istekleri dikkate alınarak din öğretimi alanında bazı olumlu gelişmeler başlatılmıştı. İstanbul´da Vefa Lisesi´nden edebiyat öğretmeni olarak emekli olan Celalettin Ökten, uzun süredir İmam Hatip Okulları projesi üzerinde çalışıyordu. Ökten´in oğlu ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Sadettin Ökten bu konuyu şöyle anlatıyor: "İmam Hatip Okulları projesini babam rahmetli Celaleddin Ökten düşünmüştü. Sadece düşünmekle kalmamış, yazmış, çizmiş, hesaplamış, sonra siyasal iktidar müspet bakınca, Ankara´ya taşımış ve kabul ettirmişti" Celal Hoca´nın İmam Hatip Okulları projesini kabul ettirdiği kişi ise dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri´ydi. İHL´lerin açılmasının ülkenin menfaatine olacağına inanan Tevfik İleri bu projeyi, sadece kabul etmekle kalmamış, zamanla bu okulları sahiplenen insanlardan biri olmuştu. İleri, 3 Ocak 1951 tarihli Cumhuriyet Gazetesi´nde yayınlanan bir açıklamasında şunları söylemişti: "İmam Hatip Okulları´nın açılması zaruretine inanıyoruz. Çünkü Türk milletine hitap edecek olgun, kültürlü hatip ve imamların yetişmesini arzu ediyoruz"

İstanbul İmam Hatip sembol oldu

Tevfik İleri´nin projeyi kabul etmesinin ardından 13 Ekim 1950 tarihli Müdürler Komisyonu Kararı ile, İmam Hatip Okulları, 1951-52 öğretim yılında ilkokula dayalı dört yıl öğrenim süresi olan okullar olarak öğretime başladı. İstanbul başta olmak üzere Ankara, Konya, Adana, Isparta, Kayseri ve Kahramanmaraş´ta ilk İmam Hatip Okulları açıldı. Bu okulların birinci devreleri 1954-1955 ders yılında mezunlarını verince, ikinci devresi üç yıl olarak açıldı ve böylece yedi yıllık İmam Hatip Okulları, Türk eğitim tarihindeki yerini aldı.

İmam Hatip Liseleri´nin tarihinde gerek mezunları, gerekse Türkiye´nin kalbinin attığı bir şehirde olması nedeniyle İstanbul İmam Hatip Okulu adeta İHL´lerin sembolü oldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan´ın da mezunları arasında yer aldığı okuldan yetişen birçok bilim adamı, bugün başta Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi olmak üzere birçok noktada hizmetlerine devam ediyor. İstanbul İmam Hatip Okulu´nu önemli kılan bir başka nokta ise İmam Hatip Liselerinin halk tarafından sahiplenilme sürecinin ilk başladığı okul olması. İlk olarak Samatya Etyemez´deki İmam Hatip Kursu´nun İmam Hatip Okulu´na dönüştürülmesiyle faaliyetine başlayan İstanbul İmam Hatip Okulu, vakit geçirilmeden İstanbul Vefa´da eski bir bina, çevreden toplanan yardımlarla okul haline getirilerek eğitime başladı.

Celal Hoca, 69 yaşında okul inşaatında çalıştı

İstanbul İmam Hatip Okulu´nun ilk mezunlarından biri olan İstanbul eski Müftüsü Selahattin Kaya, ilk İHL´lerin eğitime hangi şartlarda başladığını şöyle anlatıyor: "İlk olarak eğitime Langa´da bir binada, eski bir taş mektepte başladık. Talebe fazlaydı. Bu nedenle sabahçı-öğlenci şeklinde okuduk. Daha sonra Vefa´da eskiden ortaokul olarak kullanılmış bir ahşap konak bulundu. Hiç unutmuyorum. İlk gittiğimiz zaman, bina ahşap olduğu için oldukça çok kötü durumdaydı. Talebeler bilfiil çalıştı. Biz fazla içinde değildik ama özellikle "İhsari kısım" denilen, yani daha önce açılan İmam Hatip Kurslarına katılmış öğrencilerin bulunduğu sınıflardaki ağabeylerimiz ve yurtlarda kalanlar bilfiil çalıştı. Celal Hoca da yaşlılık haline rağmen bir genç delikanlı gibi okulun işleri için koşturuyordu." Kaya´nın bu hatıraları, 65 yaşında öğretmenlikten emekli olan ve sonrasında İmam Hatip Okullarının açılması için mücadele etmeye başlayan Celalettin Ökten´in, 70´e bir adım kalan yaşına rağmen gösterdiği çabasını gözler önüne seriyor.

Tuvaletleri bile temizliyordu

İmam Hatip Okullarında öğretmen olarak da görev yapan Nurettin Topçu, bu okulların açılmasında en önemli payın sahibi olan Celal Hoca´nın hayatını anlatan Mustafa Özdamar´ın "Celal Hoca" isimli belgesel kitabındaki hatıralarında şunları söylüyor: "Bir tatil günü İmam Hatip Okulu´na gittiğim de Celal Hoca´yı tuvalet temizlerken gördüm. ´Hocam bu genç işidir, gençler yapsın´ dedim. Gülümseyerek ´Gençler yaptıkları işlerle şahsiyetleri arasında irtibat kurarlar. Yarın tuvalet temizleyip okudum diyerek kompleks sahibi olurlar. Onların gürbüz bir fidan gibi yetişmeleri bizim mesuliyetimizin icabıdır´ dedi." Aynı belgesel kitapta, İmam Hatip Liselerinin ilk mezunlarından olan İstanbul İlahiyat Fakültesi eski Sekreteri Ahmet Kahraman ise Celal Hoca´nın taassuba ve onun karşısındaki kayıtsızlığa tahammülü olmadığını anlatarak "Celal Hoca, İmam Hatip Okullarında modern ilimlerle donanmış, asrın ihtiyaçlarının idrakinde ve tavizsiz fakat müsamahakar din adamı yetiştirmek istiyordu" diyor.

Tevfik İleri, İHL´leri neden sahiplendi?

1951 yılında açılan İstanbul İmam Hatip Okulu´nun ilk mezunlarından biri olan İstanbul eski Müftüsü Selahattin Kaya, Tevfik İleri´nin İHL projesini neden sahiplendiğinin ipuçlarını veren anılarını şöyle anlatıyor: İmam Hatip Okullarının açılmasını isteyen ve buraya çocuklarını göndermeye hazırlanan insanlar, maddi olarak imkansızlık içindeydiler. Öğrenciler ya İlim Yayma Cemiyeti´nin verdiği harçlıklarla, ya da bir camiye sığınmışlarsa, o cami imamının maddi manevi desteğiyle okula devam edebiliyorlardı. Babam esnaftı ve evimiz vardı. Ben öyle gider gelirdim ama benim gibi olan öğrencilerin oranı ancak yüzde 20 idi. Diğerleri hep dışarıdan gelenlerdi. Özellikle ilk yıllar bu arkadaşlarımız için çok sıkıntılı geçti. İlim Yayma Cemiyeti yiyecek-giyecek yardımları yaptı. Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri bir gün biz Akaid dersindeyken sınıfımıza geldi ve kendisinin de yokluklar içinde okuduğunu anlattı. Öğrencilik yıllarında sadece tek bir çift ayakkabıları olduğunu ve ağabeyiyle birlikte değişerek giydiklerini söyledi."

İmam Hatipler kapatılsın diye rüşvet teklif edilmiş

İlim Yayma Cemiyeti, Bakan Tevfik İleri´den İmam Hatip´lerin sayısının arttırılmasını rica edince, Bakan, "Beyler; siz ne diyorsunuz, mevcutlarının kapatılması için Türkiye´nin bütçesi kadar rüşvet teklif ediliyor" demiş.

1951´de açılan İmam Hatip Okulları´nın kuruluşundaki yapısı, 1960 ihtilaline kadar devam etti. Bu okulları milletin hizmetine sunan Demokrat Parti, on yıllık süre içerisinde yoğun baskılar altında, İmam Hatip Okulu sayısını 19´a kadar çıkarabildi. Bu dönemde Demokrat Parti üzerindeki baskı İlim Yayma Cemiyeti (İYC) kurucularından rahmetli avukat Yusuf Türel tarafından, İYC´nin 1995 yılındaki 45. genel kurulunda şöyle dile getirilmişti: "Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri okul arkadaşımdı. Bir gün İleri´yi ziyaret ederek İHL´lerin sayısının artırılmasını istedik. Dedi ki "Beyler; siz ne diyorsunuz, mevcutlarının kapatılması için Türkiye´nin bütçesi kadar rüşvet teklif ediyorlar."

Cemal Gürsel, İstanbul İmam Hatip´i denetledi

1960´ta Demokrat Parti´yi tasfiye eden ihtilal komitesinin başındaki Cemal Gürsel´e Milli Eğitim Komisyonu üyelerinin de aralarında olduğu bazı kişiler tarafından İmam Hatip Okulları´nın kapatılması gerektiği bildirilmişti. Gürsel, İmam Hatiplerle ilgili son kararını vermeden önce "Bana bir örnek okul gösterin" demiş, İstanbul İmam Hatip Okulu´nun ismi verilince de bu okulu incelemeye gelmişti. Bu olayı o tarihte İstanbul İHO´da öğrenci olan Kirami Ekmekçi şöyle anlatıyor: "Gürsel haber vermeden okula gelmiş. Biz o sırada fizik kimya derslerini yaptığımız laboratuardaydık. O yıllarda bir çok okulda olmayan laboratuarı görünce şaşırmış ve bu okulların kapatılmaması gerektiğine kanaat getirmişti. O gün yemekte pirinç pilavı vardı. Zekayı kuvvetlendireceğini söyleyerek, pirinç yerine bulgur pilavı yememizi tavsiye etti. Biz uzun bir süre bulgur pilavı yemek zorunda kaldık. Her bulgur pilavı çıktığında Gürsel´i yâd ederdik."

Millet, okulları sahiplendi

1960 darbesinin hemen ardından görev yapan hükümetler, İmam Hatip Okulları´nın orta kısımlarının kapatılması için girişimlerde bulunduysa da,bu okulların sahiplenilmesi nedeniyle bunu uygulamaya geçiremediler. Bu teşebbüslere ilişkin Prof. Dr. Hayreddin Karaman´ın şu anısı yeterince ipuçları veriyor: "İsmet İnönü başbakan iken okullarımızla ilgili olup zararlı bulunan bazı değişiklikler yapılmıştı. Halk buna tepki gösterdi. Çorum´dan da esnaf Ankara´ya toplu telgraf çekmiş. Ankara, emniyete talimat vermiş: "Şu esnafı toplayıp bir gözdağı verin" diye. Emniyet müdürü telgrafta imzası olan esnafı toplatmış, karakolda onlara bir nutuk çekerek:"Sizin işiniz gücünüz yok mu, devletin işine ne karışıyorsunuz, bu okullar sizi ne ilgilendirir..." demiş. Esnaftan biri ayağa kalkmış ve şöyle konuşmuş: "Beyefendi, ben dükkanımda çalışırken İmam Hatip Okulu yaptırma derneği üyeleri bana da geldiler ve yardım istediler, ben cüzdanımı çıkardım, o günkü aile geçimliğimi ayırdım, gerisini okul için verdim, bu okul bu kadar benim ve beni ilgilendiriyor!" Arkadan biri daha, bir diğeri daha konuşunca müdür, "Canım ben durumu anlamak istedim, tamam öyleyse, oğlum bekçi bize çay söyle!" diyerek işi tatlıya bağlamış. Halk bu okullara canıyla, malıyla, gönlüyle destek verdi."

Neden İmam Hatip Liseleri?

İHL´ye yönelik talebin altında yatan en önemli etken hiç kuşkusuz din eğitimi alma isteği. Bu olguyu daha iyi anlamak için İHL öğrencileri üzerine yapılan araştırmaların tamamında öğrencilerin ortalama yüzde 90´ı İmam Hatip Liseleri´ne yönelme sebebi olarak dini bilgilerini daha iyi öğrenmek belirtiyorlar. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Cebeci tarafından yapılan araştırmada öğrencilere "Niçin İmam Hatip Liselerini tercih ettiniz?" sorusu yöneltilirken, öğrencilerin yüzde 71´i dini bilgileri daha iyi öğrenmek için, yüzde 15´i ailem istediği için yüzde 9´u da din görevlisi olmak için cevaplarını vermişlerdi. Yine bu konuda daha sonraki yıllarda yapılan bir çok araştırma da benzer sonuçları ortaya koydu. TESEV´in yaptığı araştırmada da neden İHL´yi seçtikleri sorulan öğrenciler "Kendi isteğimle" şeklinde yanıt verdi. Öğrenci velileriyse çocuklarının pozitif bilimlerin yanında dini bilgileri alması için bu okullara gönderdiklerini ifade etti.

Türkiye Ekonomik Sosyal Etüdler Vakfı´nın (TESEV) hazırladığı "Efsaneler ve Gerçekler: İmam Hatip Liseleri" başlıklı araştırma-raporunun Dr. Şerif Sayın imzalı sunuş yazısında ise "Devletin görevinin ´iyi yurttaşlar´ yetiştirmek değil, ´yurttaşları iyi´ yetiştirmek olması gerektiğine vurgu yaparak şunları söylüyor: "İmam hatip liseleri bugün iki toplumsal işlev görmekte: Çocuklarının dinlerini de öğrenmelerini talep eden toplumsal kesimlerin bu isteğine yanıt getirme; ve kızlarının ahlaken uygun bir ortamda okumalarını isteyen ebeveynlerin taleplerini karşılama."

İmam Hatip liselerinde uygulanan eğitim modeli İslam dünyasında tek olma özelliği taşıyor. Dini bilimlerle pozitif bilimlerin bir arada okutulduğu bu model başka hiçbir İslam ülkesinde uygulanmıyor. Halkın İmam Hatiplere olan ilgisi ve sahiplenişini değere dönüştüren ve yüzlerce bina, yurt yapılmasına öncülük eden Ensar Vakfı, bugün imam hatip liselerindeki eğitim kalitesini artırmak için çalışmalar yapıyor. Vakıf Başkanı Ahmet Şişman ise halkın imam hatipleri sahiplenme sebebini şöyle anlatıyor: "Birinci sebep okulların yapısıyla ilgili. Vatandaş çocukları için örflerine, adetlerine, inançlarına uygun eğitim vereceği bir ortam arıyor ve bunu imam hatiplerde olduğu için buraya gönderiyordu. Bunun yanı sıra verilen ahlaki davranışlar da önemli olmaya başladı."

Vatandaş, kendi okulunu kendi yaptı

Şişman, taleple birlikte okulların yetmemeye başladığını, devletin de yeni okul yapmadığını, bunun üzerine halkın kendi başın çaresine baktığını ifade ederek şunları dile getirdi: "İmam hatip liselerinin yüzde 90´dan fazlasını vatandaş doğrudan yapmış, ya da vatandaş devlet işbirliğiyle yapılmıştır. Doğrudan devletin yaptığı okullar çok azdır. Zaten MEB´in genel olarak okul sorunu var. Çoğu okullarda ya iki tedrisat yapılıyor yahut sınıflar çok kalabalık."

Çıkmaz sokak, ama hala rağbet var

Şişman, okulların ihtiyaca cevap vermesinin en önemli göstergesini ise şöyle özetledi: "Orta kısımları kapatılmasına rağmen hala talep var. İlgi azalmadı. Bu da okulların gerçek ihtiyaca cevap vermesinden kaynaklanıyor. Düşünün orta kısmını kapatmışsınız, lise kısmında diyorsunuz ki, bu okula girdiniz mi bir daha hiçbir şekilde çıkmak yok. Yatay geçiş yapamazsın, dikey olarak üniversiteye gidemezsin. İlahiyat Fakülteleri´nin kontenjanları da aşağı yukarı onda birine düşürüldü. Tüm imam hatip mezunu öğrenciler için sadece 950 kontenjan var. Buna rağmen hala bu okullara rağbet var. Bu olaya böyle bakmak lazım. İmam Hatipler çıkmaz sokak ama buna rağmen hala rağbet varsa bu okullara ihtiyaç var demektir. Bu ihtiyaç sosyal bir ihtiyaçtır. Bu ülkenin insanı, böyle bir eğitimi arzuluyor. Böyle bir eğitime ihtiyaç duyuyor. Ama bu eğitim kendisine sağlanmıyor. Buna rağmen ısrar ediyor.

İHL´ler, devlete 150 trilyon lira eğitim katkısı sağladı

Bugün bir okulun maliyeti yaklaşık 500 milyar. Halkın tam donanımıyla yaptırıp, devletine imam hatip yapılması için sunduğu okul binalarının sayısı 300´ün çok üzerinde. Yani imam hatipler sayesinde devletin eğitim için harcaması gereken en az 150 trilyon lira, hiçbir zorlama olmaksızın bizzat halk tarafından bağışlanmıştı. Ensar Vakfı Başkanı Ahmet Şişman, okul inşaatlarının devam ettiği dönemde vatandaşların yüzlerce arsa bağışladığını dile getirerek "Ancak vatandaşlar tarafından yapılan okullara izin verilmedi. Yani bu binalar eğer Türkiye çapında alırsak, en az mevcutlar kadar okul yapıldığı halde açılmasına izin verilmedi. Bahçelievler, Beyoğlu, Kasımpaşa, Beşiktaş gibi bir çok yerdeki okullar müsaade edilmediği için açılamadı. Bir o kadar değerin ekonomiye kazandırılması da engellendi" diyor.

İHL´liler yönetenlerle yönetilenleri yakınlaştırdı

İmam hatip liselerinin halktan gördüğü ilgisinin en önemli sonucu ise mezunları devlet kademelerinde önemli makamlara geldikten sonra ortaya çıktı. Prof. Dr. Bekir Topaloğlu bunu şöyle dile getirdi: Bu hizmeti iki noktada değerlendirebiliriz. Birincisi din eğitimi alanında iyi elemanlar yetişti. İkinci olarak da ülkesini seven, birliği beraberliği seven milletini seven çalışkan dürüst insanlar yetişti ve bu insanların devlet kademelerinde görev almaları çok önemli bir rol oynadı. Çünkü ülkemizde yönetenlerle yönetilenler arasında bir kopukluk vardı. Yönetilenler, yani halk, yönetenlere bir türlü güvenmiyordu. Öyle ki halkımız çoğu zaman kendi lehine olan kurallara bile sadece devlet koyduğu için uymuyordu. Çünkü bu kuralları koyanlarla kendi arasında bir bağ görmediği için bu kuralları sahiplenmiyordu. Ancak İmam Hatip nesli olarak tarif edebileceğimiz, (sadece İmam Hatip mezunlarını kast etmiyorum) insanların, yani bu halkın içinden kiminin kızı, kiminin oğlu, kiminin damadı, yeğeni akrabası yani halkın içinden olan ve hem dinine saygılı hem devletin mevzuatına saygılı bu insanların yönetimde yer almaları, yönetenle, yönetilenler arasındaki boşluğun doldurulmasında katkıda bulundu."

İHL´ler olmasaydı biz okuyamazdık

İmam Hatip Liseliler, diğer okul öğrencileriyle eşit şartlarda yarıştıkları dönemlerde üniversite sınavında derece yaparken, kültürel ve sportif faaliyetlerdeki başarıları ile de adlarından söz ettiriyordu.

İmam Hatip Okulu öğrencilerinin başarıları 1954 yılında Türkiye´ye gelerek yaklaşık 6 ay süre ile İmam Hatip Okulları hakkında bir araştırma yapan Prof. Dr. Howard A. Reed tarafından da dile getirilecekti. Bir yabancı gözüyle İmam Hatip Okullarına ilişkin çarpıcı tespitler yapan Reed, birçok kitaba konulan bu tespitlerinde İmam Hatip Okullarına devam eden bütün öğrencilerin istisnasız olarak okullara kendi istekleri ile geldiğini belirtirken şunları dile getirmekteydi: İmam Hatip öğrencileri, çok disiplinli ve diğer okul öğrencilerine nispetle çok daha terbiyelidirler. Onların bu üstün vasıfları, hem liselerde, hem İmam Hatip Okullarında hocalık yapan öğretmenlerin tespitleri ile sabittir"

İHL´liler özellikle diğer okul öğrencileriyle eşit şartlarda yarıştıkları 1973-1997 döneminde, başta üniversite sınavları olmak üzere kültürel ve sportif faaliyetlerdeki başarıları ile adlarından söz ettirdi. 1993-94 öğretim yılında "Liseler Yarışıyor" adlı bilgi yarışmasında İstanbul´un seçkin 121 lisesi içinden Kadıköy İHL birinci oldu. Yine Kayseri´de 16 lise arasında düzenlenen bilgi yarışmasında Kayseri İHL birinci olurken, yine Bursa´da 45 lise arasında yapılan yarışmada İHL öğrencileri ikinci olma başarısını gösterdi. Bunların yanısıra, İHL öğrencileri, Konya, Safranbolu, Niğde, Aksaray, Nevşehir, İzmir, Turhal, Arapkir, Yozgat, Kastamonu gibi illerde de kültürel ve sportif başarılara imza attı.

Üniversite sınavında İHL farkı

Türkiye, İmam Hatip Liselerinin başarılarının farkına ise 1994 yılında varacaktı. Çünkü o yıl Kartal Anadolu İHL son sınıf öğrencisi Mustafa Önder Kıyıklık, Öğrenci Yerleştirme Sınavı Fen Bilimleri Dalı´nda birinci olacaktı. Kıyıklık´ın bu başarısı bir anda gözleri ve beraberinde ilgiyi İHL´lere çevirmişti. Bir sonraki yıl, 1995 Öğrenci Yerleştirme Sınavı´nda ise Kartal Anadolu İHL Öğrencisi Selçuk Şimşek de Türkçe-Sosyal ikincisi olacak ve İmam Hatiplerin başarıları perçinlenecekti. İmam Hatip Liselerinin üniversite sınavındaki başarıları, YÖK´ün 1999 yılından itibaren uygulamaya koyduğu katsayı engeline kadar devam etti. Geçtiğimiz, yani kat sayı engelinin hüküm sürdüğü sınavda Kartal AİHL´den Esra Eğici isimli öğrenci aldığı Sayısal 284. 82, Esma Kartın Eşit Ağırlıklı 284. 12, Tokat Zile İmam Hatip Lisesi´nden Ayşe Mine Mağat da Sözel 285.29 ham puanlarıyla tüm moral ve motivasyon eksikliği ve engellere rağmen bile İHL´lerin ÖSS´de nasıl bir başarı gösterebileceklerini ortaya koyuyordu. TESEV´in imam hatiplerle ilgili yaptığı araştırmada Anadolu İHL bulunmayan Erzurum, Diyarbakır ve Adana´da İmam Hatip Liseleri ile diğer liselerin üniversite sınavındaki yerleşme oranları kıyaslanmış, birkaç yıllık istatistikler göz önüne alınarak Fen ve Anadolu ve özel liselerin İHL´ler karşısında ezici üstünlüğü olduğu iddia edilmişti. Bu kıyaslamada eğitimin kalitesinin daha yüksek olduğu Anadolu İHL´lerin hiçbiri ise göz önüne alınmamıştı. Aynı kıyaslamada yer alan bilgilere göre İmam Hatipler, katsayı engeline takılıncaya kadar düz liselerden daha başarılı olurken, meslek liselerini ise çok geride bırakıyordu. İHL´lerin, henüz katsayı problemi yokken diğer meslek liseleri ve düz liselere nazaran daha başarılı olmasının açıklaması TESEV raporuna şu cümlelerle yansıyordu: "Kalabalık sınıflar ve eğitim kalitesi tartışılan normal liselerle İHL arasında belirgin bir farklılık göze çarpmıyor. Meslek liseleriyle karşılaştırıldığında ise İHL´nin belirgin bir üstünlüğünden bahsetmek mümkün. Ancak İHL´deki kültür dersi oranının diğer meslek liselerine kıyasla daha yüksek olduğu akıllarda tutulmalı." Bu aslında şu demekti: İHL´lerdeki din derslerinin yanında verilen kültür dersleri fazlasıyla yeterli. Hatta bu dersler İHL´li öğrencileri, belki az bir farkla bile olsa üniversite sınavında düz liseli öğrencilerin önüne geçiriyor.

Metafizik bilgi, başarıyı getiriyor

Araştırmacı-yazar Mehmet Niyazi Özdemir, İmam Hatip Liselerinin neden başarılı olduğuna ilişkin şu görüşlerini dile getiriyor: "Bana sorarsan hayatın iki kaynağı var. Birisi metafizik din, diğeri ilimdir. Bütün sanat hareketlerı ki, biz bunlara insanî faaliyet diyoruz. Bütün sanatsal faaliyetin ardına baktığımız zaman metafizik kaygılar gayretler ürpertiler görürsünüz. Sanat ruhi bir olaydır. Mikelanj, Hz Musa´ya inanmasa "15 sene bir taşı yontup ayağa kalk Musa" der mi, Dostoyevski, koyu bir Ortadoks olmasaydı, Karamazof Kardeşleri, Suç ve Ceza´yı yazabilir miydi? Metafizik dünyası olan insanlar eğer tabiî olayla rı insani bir gözle izah edecek bilimlere sahip değilse, o metafizik urgan olup senin boğazına dolanır yok eder seni. Ancak İmam Hatip Okullarındaki hem metafizik hem müspet bilimlerle meczolmuş bir eğitim alan öğrenciler, lise çıkışlılardan yani bizlerden daha başarılı oluyorlardı. Al İHL mezununu al lise mezununu karşılaştır. Arada dağlar kadar fark görürsün. Al İmam Hatipli doçenti, al liseli doçenti arada dağlar kadar fark görürsün. Mutlaka istisnalar vardır. Çünkü onlar ıstılahlara hakim oluyor, onlar eski yazıya bizden daha çabuk hakim oluyor. Çok küçük yaşta Arapça´yla tanıştıkları için hafızaları yabancı dil alanında bizden iyi oluyor. "

Katsayının olmadığı her alanda başarı var

İmam Hatip Lisesi öğrencileri, ÖSS´de katsayı engeline takılsa da kültürel ve sportif alanlarda hiçbir engel tanımıyor. Sadece İstanbul´daki İHL´lerin başarıları bile sayfalar tutuyor. Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi de başarılı öğrenci yetiştiren okullardan biri. Geçtiğimiz yıl PTT tarafından yapılan Kompozisyon Yarışması´nda Eyüp Anadolu İHL 1. sınıf öğrencisi Rukiye Birsin Türkiye birincisi, Abdullah Şal aynı yarışmada Türkiye üçüncüsü oldu. Yine aynı okulun öğrencilerinden Hafize Paliç Taekwando Yıldızlar Kategorisi´nde Türkiye üçüncüsü olma başarısını gösterdi. Aynı branşta Büşra İlhan ise İstanbul birincisi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Kupası´nda şampiyon oldu. Başarılı öğrencilerden Hafize Paliç, İmam Hatipli ve başarılı bir sporcu olmayı "Bizim başarılarımız, hakkımızda farklı düşünenlere bir mesajdır. Ben onlara diyorum ki ´İmam Hatip Liseleri, sadece sizin bildiklerinizle sınırlı değil´ şeklinde anlatırken Büşra İlhan ise şöyle söylüyor: "Her maça çıktığında İmam Hatipli olmayı temsil ettiğini düşünüyorum. Ve bir İmam Hatipli sporcu olarak bizim diğer liselerden eksik bir yanımız olmadığını, hatta bir çok artılarımızın olduğunu göstermek istiyorum" Öğrenciler, imkan tanınması halinde başarılarının daha da artacağını belirtiyor.

BİR ELMA AĞACI HİKAYESİ...

Yıl 1955. İstanbul İmam Hatip Okulu öğrencileri Vefa´da bugün İlim Yayma Yurdu olarak kullanılan binanın bitişiğindeki ahşap okul binasının bahçesinde oynuyor. Matematik öğretmeni Rasim Uslugil bahçede dinlenen öğrencileri topluyor ve "Çocuklar. Öğretmenler Kurulu karar aldı. Size bir tebliğde bulunacağım" diyor ve ardından ekliyor: "Biz hepinizi tebrik ediyoruz." Bu anıyı anlatan İmam Hatip Okulu´nun ilk mezunlarından Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, hatırasını anlatmayı şu cümlelerle sürdürüyor. "Biz arkadaşlarla birbirimize baktık ve merak ettik, ´Acaba neden dolayı tebrik ediliyoruz?´ diye. Ardından Uslugil hoca tekrar konuştu ve dedi ki: ´Çocuklar, şu bahçenin kenarındaki elma ağacındaki meyveler günlerden beri orada durur. Sizi izliyoruz. Bir tanesini bile koparmadınız.´ Gerçekten de okulun küçük bahçesinin etrafında evler vardı. Ve orada o evlerden birine ait elma ağacı vardı. Biz de o zaman yaklaşık 300-400 öğrenciydik. Dalları bahçemize sarkan o ağacın altında oynardık ama hiç kimse ağacın meyvesini koparmamıştı." Topaloğlu, "İmam Hatip Okulu´na, coğrafya, matematik gibi derslerde öğretmen olarak gelip, bir süre sonra başka yerlere gidenler, hep ağlamışlardır" diyor ve ekliyor: "Çünkü hem geldikleri okullarda hem de gittikleri okullarda bizim gibi saygılı ve çalışkan öğrenciler bulamadıklarını ifade ederlerdi."

Hazırlayan: Recep YETER
timav.org.tr

 

 
< Önceki   Sonraki >
Bağışlarınız İçin
Advertisement
Galeriden Resimler

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1680.JPG 10

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
P1040061.JPG 2

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01288.JPG 1

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (25).jpg 18

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1681.JPG 11

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (26).jpg 19

Basında Taimder
Tokat-Haber-AnaSayfa.JPG 1

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1413.JPG 2

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1697.JPG 21

Prof.Dr.Salim Öğüt
DSC06172.JPG 5

Hayrettin Karaman
1.JPG 2

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1417.JPG 5

Namazla Diriliş
NamazlaDirilis8.JPG 12

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
PC180025.JPG 17

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1675.JPG 5

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
P1040066.JPG 7

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
P1040063.JPG 4

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01296.JPG 9

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
PC180028.JPG 20

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1427.JPG 15

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (27).jpg 20

Prof.Dr.Salim Öğüt
DSC06164.JPG 1

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (18).JPG 10

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1419.JPG 7

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01290.JPG 3

Prof.Dr.Salim Öğüt
selami.JPG

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (10).jpg 2

Basında Taimder
SOL.jpg 2

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (14).JPG 6

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1682.JPG 12

Prof.Dr.Salim Öğüt
DSC06174.JPG 6

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01303.JPG 16

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (11).jpg 3

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01306.JPG 19

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1672.JPG 2

Basında Taimder
Tokat-Haber-arasayfa-28mart.jpg

Namazla Diriliş
NamazlaDirilis2.JPG 6

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (23).JPG 16

Namazla Diriliş
NamazlaDirilis0.JPG 1

Hayrettin Karaman
54.JPG 6

GÖNÜL SOHBETLERİ
20.jpg 12

Hayrettin Karaman
53.JPG 5

GÖNÜL SOHBETLERİ
14.jpg 5

GENEL RESİMLER
kitapimza.jpg 1

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1698.JPG 22

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (7).JPG 21

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1701.JPG 25

Namazla Diriliş
NamazlaDirilis6.JPG 10

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
PC180022.JPG 16

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1420.JPG 8

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
PC170013.JPG 12

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (12).JPG 4

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01295.JPG 8

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01289.JPG 2

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1412.JPG 1

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (3).JPG 17

GÖNÜL SOHBETLERİ
27.jpg 19

Hayrettin Karaman
52.JPG 4

Prof.Dr.Salim Öğüt
DSC06181.JPG 9

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (23).jpg 16

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1674.JPG 4

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
PC170016.JPG 13

Hayrettin Karaman
57.JPG 9

Hayrettin Karaman
56.JPG 8

Namazla Diriliş
NamazlaDirilis11.JPG 4

GÖNÜL SOHBETLERİ
16.jpg 7

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (1).JPG 1

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1416.JPG 4

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01292.JPG 5

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1430.JPG 18

GÖNÜL SOHBETLERİ
17.jpg 8

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1423.JPG 11

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1426.JPG 14

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (21).jpg 14

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1696.JPG 20

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (20).jpg 13

GÖNÜL SOHBETLERİ
23.jpg 15

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01299.JPG 12

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1688.JPG 18

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (13).JPG 5

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (24).jpg 17

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (12).jpg 4

29 Ağustos 2010 TURHALİHL Mezunları İftar Yemeği
turhalihl2010istanbul (13).jpg 5

Hayrettin Karaman
55.JPG 7

GÖNÜL SOHBETLERİ
15.jpg 6

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (20).JPG 13

Prof.Dr.Salim Öğüt
DSC06170.JPG 4

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01301.JPG 14

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01304.JPG 17

Hayrettin Karaman
96.jpg 1

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV.JPG 24

2009/2010 Öğretim Yılı sonu Veda Yemeği
IMG_1429.JPG 17

Prof.Dr.Salim Öğüt
DSC06178.JPG 8

Namazla Diriliş
NamazlaDirilis5.JPG 9

GÖNÜL SOHBETLERİ
26.jpg 18

2011 TURRHAL AİHL Mezunları Pilav gününde buluştu
DSC01307.JPG 20

Mezunlarımızın 2008 Yılı 2.Buluşma Resimleri
IMG_1709.JPG 32

Namazla Diriliş
NamazlaDirilis9.JPG 13

DİYARBAKIR ÖNDER TOPLANTISI
P1040064.JPG 5

4 Temmuz 2009 3.Geleneksel Mezunlar Buluşması
PILAV (2).JPG 12
GÜNÜN SÖZÜ
TURHAL İMAM HATİP LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİ TURHAL İMAM HATİP LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİ - İMAM HATİPLERİN TARİHİ
Namaz Vakitleri
Namaz Vakitleri
Hava Durumu
Joomla Template Design Copyright Kanga Internet 2008
Web Development | SEO | Online Marketing | Web Design Melbourne | eCommerce